Hayat Bir Maratondur
..        
Hayat uzun bir koşudur. Her da yeni bir başlangıç yapabileceğimiz bir koşu. Bu uzun koşuya hayat maratonu adını da verebiliriz. Maraton ismi eski Yunan'da Marathon meydanın- da Ispartalıların ve Yunanlıların yaptığı savaştan gelir. Savaş meydanın Atina'ya uzaklığı 42 kilomet- redir. Meydanda savaş başladığında Atina'ya haber vermesi için bir kişi yollanır. O koşarak Atina'ya gider, haberi zamanında ulaştırır, fakat ölür. Bu uzaklık daha sonra maraton yarışları için kullanılan mesafe olur. Maraton yarışı stratejik bir yarıştır. Yarışa başlarken öne geçmenin bir önemi yoktur. Çünkü yarış uzundur. Yarışın en kritik noktası 20 ile 25. kilometre arasıdır. 20 kilometre- den sonra yarışçının kaslarında şiddetli ağrılar başlar. Ağrılar 25. kilometreye kadar artarak devam eder.25.kilometre kritiktir. Kendinizi iyi ayarlar ve 25.kilometreyi geçmeyi başarırsanız yarışı geçebilirsiniz. Bu yarışta 26. kilometre aslında yeni bir başlangıçtır. Önemli olan yeni bir başlangıç için vazgeçmemektir. Öğretim, bugünü dünden, yarını da bugünden daha yaşanır kılabilmek için, herkesin kendisiyle gireceği yarışı belirlemesi ve temposunu ayarlaması olmalıdır.

Öğretimde, eğitimde olduğu gibi, kazanan ya da kaybeden yok, daha güzel bir dünya kurma çalışmasına katılma vardır. "Hayat bir at yarışı değil, bir maratondur"

Başarılı olabilmenin en önemli şartlarından biri de geçmişteki insanların tecrübelerinden yararlanarak onların düştüğü hataları tekrarlama- mak ve başlanan işe onların tecrübeleri ile başlamaktır. Diyelim ki öğretmen olacaksınız, bu işle 20 sene uğraşmış birisinin yazdığı kitabı güzelce okusanız o işe 20 yıllık tecrübe ile başlamış olursunuz. Unutulmamalıdır ki okuduğumuz her kitabın sayfaları yıllar süren tecrübenin ürünüdür. Bunun manası şudur: her kitap bir ömürdür.

Hayatı üniversiteye dönüştüren toplumlarda, hiçbir şey, zamanından önce öğrenilmez. Yapılan çalışmalarda açıkça ortaya konulduğu gibi, üniversitede zorla öğretilen bilgilerin günlük hayatta hiçbir önemi yoktur. Kullanılmayan bilgiler ise, kısa zamanda yok olup gider.

Sezai Karakoç, bu yarışa metafizik bir boyut ekleyerek "Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız" demekle yarışın bitiş noktasının son nefesin de ötesinde olduğunu kasteder.

“Hava kararmaktadır. Maraton yarışı biteli bir saati geçmiştir. Stadyum neredeyse boşalmıştır. Stadyumun temizlikçileri yavaş etrafı toparlamaya bile başlamıştır. Tam o sırada stadyumun giriş kapısından bir siyahî atlet gözükür. Atletin gözü bitirme ipini aramaktadır. Koşma ile yürüme arası bir şey, seke seke ilerlemektedir. Sonunda atlet bitirme ipini göğüsler.

Böylece John Stephen Akhwari, Mexico'daki 1968 Olimpiyatları'nda tarihe geçer. Ama bu Tanzanyalı atletin tarihe geçmesine asıl neden, yarısı en son bitiren atlet olması değil, ipi göğüsledikten sonraki sözleri olmuştur. Bu Tanzanyalı atlet yarış sırasında bir kaza geçirmiş ve yaralanmıştır. Tedavisi yapılmıştır, ama bacağı hâlâ kanamaktadır. Stadyumda kalan bir küçük kalabalık bu atleti alkışlarlar. Bir kısmı takdirle alkışlamaktadır, bir kısmı da adamın yaralı bacağını görmediklerinden, belki de dalga geçerek alkışlamaktadır. Bu alkışlamada belki de, "Akşam-ı şerifler hayrolsun! Nerelerdeydiniz mirim?" türünden bir sorgulama bile vardır. Maraton koşusunu yazacak bir-iki gazeteci daha stadyumdan ayrılmamıştır. "Neredeydiniz mirim? “sorusunu bu gazeteciler daha bir usturuplu sorarlar:

Yarışı kazanma şansınızı kaybetmiştiniz.

Neden ille de yarışı bitirmek için bu kadar kendinizi zorladınız?

Bu soruya Tanzanyalı atlet çok şaşırır; ama sonunda cevabını verir:

Beni ülkem buraya yarışa başlayayım diye değil, yarısı bitireyim diye yolladı.”

Bilhassa kolay pes eden, görevini tamamlama- dan bir işi bırakan, yarıştan kaçan insanları görünce içimiz sızlar ve 'keşke' diye onlarca cümle dilimizden dökülür.

Öğrenim hayatımız uzun bir maratondur. Belki, okumaya zor geçmek, matematikten fazla anlamamak, sınıf tekrarı, kopyaya iten sebepler, kötü arkadaş kurbanı olunan istenmeyen davranış ları yaşar, sevenleri üzeriz. Bu uzun yolda her şey gelebilir başımıza. Asıl olan, bu yarışın uzun olduğunun farkına varmak ve yarışı bitirme azminde olmaktır. Belki yarışın galibi olamayaca- ğız. Lakin bir korkak, pısırık, ürkek bir tavırla geri çekilmek de neyin nesi! Size yakışmayan davranış içindeysen hâlâ ne duruyorsun...

Bakınız Tanzanyalı yarışçıya; yarıştan kaçmı- yor, çekilmiyor ve tamamlayana dek son çırpınışla koşuyor.
Başarılı olacağınıza kesin olarak inanın.

Çalışma isteksizliğinizin nedenini bulun. Harekete geçmekte zorlanıyorsanız hedefe kilitlenin. Bugünün işini yarına bırakarak beynini- ze erteleme fonksiyonları yüklemeyi bırakın.

Einstein'ı hatırlayın. Arkadaşlarının kalın kafa- lı, geri zekâlı sandığı pısırık çocuk, konuşmayı dahi geç becerebilen bir çocuktu. Öğretmenlerince de dışlanan bugünün büyük bilgini, kendine acımamış.

Suçu ve suçluyu arayan dedektif rolünü kendine yakıştıramamış. Birçoğumuzun yaptığı 'Kaderim buymuş. Benim de babamın parası olsa, vb' sığınaklara sığınmamıştır. Lakin öyle çalışmış ki, fabrikası yanınca bile;'Hatalarımız yandı, kül oldu. Hatalardan ders alarak yeni fabrikamız için çalışmalıyız' demiştir.

Hayatta sadece kendinizin kendinize engel olduğunu, engellerin ise; hedefinizden gözünüzü ayırdığınızda ortaya çıkan aşılabilir basit olaylar olduğunu bildiğiniz zaman hayatı anlamlı, yaşana- bilir ve geriye hayırla yâd edilecek tarza dolu dolu yaşamak kalmaz mı?

Bu Yazı 1150 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar
Kapak
Fotoğraf Galerisi
Videolar
Media