KÜÇÜKLERİNİ SEVMEYEN, BÜYÜKLERİNİ SAYMAYAN BİZDEN DEĞİLDİR!
..        
Yaşlı denildiğinde aklımıza sadece bakıma muhtaç,değişime kapalı,sosyal ilişkileri olmayan , hayatlarının son demlerini yaşayan insanlar geliyor. Oysaki yaşlı insanlar tecrübe ve bilgi birikimlerini, kültür, örf ve adetlerimizi yeni nesle taşıyan bir köprü konumundadır. Her ailenin geçmişini geleceğe bağlar. Sevgi ve merhameti canlı tutar. Onlar bizim varlık sebebimizdir. Onlara karşı nasıl davranırsak , çocuklarımızda bizi örnek alıp, dünya hayatımızda bize öyle davranacaklardır.
Ahnef İbnu Kays'ın amcası Sa'sa'a İbnu Muaviye (R.A) anlatıyor:''Bir kadın beraberinde iki kızıyla birlikte Hz Aişe'nin yanına girdi.Aişe(R.A) kadıncağıza üç tane hurma verdi. Kadın çocuklarına birer hurma verdi,kalan üçüncü hurmayı da çocukları arasında paylaştırdı.''
Hz. Aişe derki:''Az sonra Resululah (SAV) geldi, hadiseyi kendisine anlattım. Bunun üzerine:''Buna hayret mi ettin? Kadın bu davranışı sebebiyle cennete girdi.'' buyurdular.
Belki karnı aç idi ama anne yüreğindeki Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu annelik merhamet ve şefkati kendi hakkını da yavrularına vermesine sebep oldu.
Bizleri binbir türlü fedakarlıkla bakıp büyüten anne ve babamız bizlere muhtaç oldukları zaman onları bir sıkıntı değil, evimizin baş tacı yapalım. Büyüklerimizi işe yaramaz, sığıntı, ölümün kucağına terkedilmiş insanlar olarak görmeyelim. Bizlere nasıl sevgi ve şefkatle bakıp büyüttülerse bizlerde zamanı gelince onlara ihtiyaçları olan sevgi ve şefkati esirgemeyelim.
Ana babasının ihtiyarlık zamanlarında, bunlardan birine yahut ikisine yetişip de,bunlara gereken hürmet ve hizmette bulunarak cenneti hak edemeyen kimsenin burnu yerde sürünsün!(bu ifadeyi üç kere tekrar etmişlerdir.)(Müslim,''Birr,''8; İbn Hanbel, Müsned,2/346)
Herhangi bir genç yaşlılığından dolayı bir ihtiyara hürmet ederse, Yüce Allah da yaşlandığında ona hürmet edecek kimseler halk eder.Küçüklerine şefkat göstermeyen ,büyüklerine değer vermeyen bizden değildir.(Tirmizi, ''Birr,'' 15;Ebu Davud,''Edep,'' 58 )
Düşkünleri görüp gözetiniz, zira siz ancak düşkünleriniz sayesinde yardım görür ve rızıklanırsınız (Tirmizi,''Cihad,'' 24;Ebu Davud, ''Cihad,''70)
Beli bükülmüş ihtiyarlar, süt emen bebekler,otlayan hayvanlar olmasaydı belalar sel gibi üstünüze dökülecekti. (Acluni,Keşfü'l-Hafa,2/230)
İhtiyarlarımız, aşlılığı kabullenmeli,onu bir nimet olarak görüp en güzel şekilde değerlendirmelidirler.hayattan emekli olunmaz. Kur'an-ı Kerim “O halde bir işi bitirince, hemen başka işe giriş,onunla uğraş.'' (İnşirah,94/7)buyurur.
Lüzumsuz konuşmalardan ,gereksiz müdahalelerden kaçınmalı,.onlar hep hayır söyleyen, ağzı dualı kimseler olarak gençlere örnek olmalıdırlar.
Geçlerde bir gün ihtiyarlayacaklarını unutmamalı,güçten kuvvetten düşeceğini düşünüp büyüklerine sevgi,saygı ve ilgiyi eksik etmemelidirler. İhtiyarların düştükleri duruma bakıp ibret almalıdırlar. nsanın da her canlı gibi fani olduğunu, hayatlarının bir gün sona ereceğini hiç unutmamalıdırlar.

Bu Yazı 1718 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar
Kapak
Media